EFSANELERE KONU OLAN KAZ DAĞLARI

Ülkemizin oksijen deposu olan bu doğa harikası dağlar gerek muhteşem doğasıyla, gerek kültürel değerleriyle gerekse nadide florasıyla birer mücevher. Barındırdığı değerli madenleriyle rantçıların da ilgi odağı olan kaz dağları, yerli halkın, doğaseverlerin ve sivil toplum örgütlerinin dayanışması ile talan edilmekten kurtulma mücadelesi veriyor.

Kaz dağı Edremit’in kuzeyinde, Balıkesir ile Çanakkale arasında uzanan ve Biga yarımadasının en yüksek dağı. Antik çağlarda ‘İda dağı‘ olarak anılan Kaz dağı efsanelere ve mitolojiye konu olmuş. Dağlarda sahilden başlayarak kızılçam, daha yükseklerde karaçam, meşe ve zirvede Dünya’da sadece Kazdağlarında yetişen Kazdağı gök narı yetişmekte. Ayrıca yerli halkın zeytincilikle uğraşması sebebiyle etrafta bolca zeytin ağacı da var.

Bursa üzerinden gelenler için istikamet önce Balıkesir ardından Edremit, Akçay, Altınoluk ve Küçükkuyu. Küçükkuyu’yu geçer geçmez yol ya Assos istikametine gidiyor ya da İzmir-Çanakkale güzergahından Kaz dağlarına tırmanıyor. Kaz dağlarına Assos’ta konakladığımız seyahatlerimizde günübirlik uğrardık ancak bu bölge günübirlik gezilere sığdırılmayacak kadar güzel ve değerli. Geçtiğimiz yıl ilkbaharda Kaz dağının bence en özgün ve en güzel köyü olan Yeşilyurt köyünde konakladık. Yeşilyurt köyünün eski ismi ‘Büyük Çetmi‘ köyü. Hemen yamacın diğer yanında ise ‘Küçük Çetmi‘ köyü yer alıyor. Bu köyler eski Rum yerleşkeleri olup, Sit alanı ilan edilmekle bozulmadan korunabilmiş nadir köylerden. Yeşilyurt köyü, küçük kendi halinde bir köy iken, bir grup İstanbul’lu köye yerleşip butik otel işletmeye koyuldu. Sonrası da çorap söküğü gibi geldi. Yöreye özgün taş evler tek tek renove edilerek şık butik otellere dönüştürüldü. Şehir hayatından bıkanlar da eski köy evlerini satın alarak buraya yerleşti. 1.derece sit alanı ilan edildiği için de köyde yeni yapılaşma yok. Sadece eskiler restore ediliyor. Bu nedenle emlak fiyatları oldukça yüksek burada. Etrafta sadece güzel taş evler, hediyelik eşya dükkanları, küçük cafeler, köy bakkalı, taş havuzunda yüzen balıklarıyla rüya gibi bir köy kahvesi ve köyün tarihi camii var. Camiiyi gezmek istediğimizde, üzerimizdeki yazlık kıyafetlere aldırmadan kendisini tanıtıp, bize camiinin tarihçesi hakkında bilgi veren modern ve sıcakkanlı Edremit’li imamı saygıyla hatırlıyorum. Küçükkuyu çam ağaçları ve zeytin ağaçları ile çevrili. Yamaçta kurulu köyde nefis bir körfez manzarası var. Göz tırmalayan tek bir bina yok. Burası başka bir diyar sanki. Köy çevresinde yürüyüş için güzel rotalar var.

img_9744-copya
Yeşilyurt Köyü

Köyde gönül rahatlığıyla konaklayabileceğiniz bir kaç otel var. Bunların en bilinenleri Çetmihan, Manici Kasrı, Öngen Country Otel, Erguvanlı Ev, Karye Müze Otel ve İda Taş Konak. Biz Manici Kasrı‘nı tercih ettik. Bu otele ilişkin notlar için Manici Kasrı tıklayın. Yeşilyurt köyü çok revaçta bir köy olduğu için otel fiyatları da yüksek. Dilerseniz Küçükkuyu ve Altınoluk otellerinde kalıp 10 dakika mesafedeki Yeşilyurt’a günübirlik gezi de düzenleyebilirsiniz. Biz 2017 Mayıs ayında Küçükkuyu sahilde bir otelde konakladık. Denize sıfır konumdaki bu otelin adı Esida Otel. Henüz bir senelik mazisi bulunan Esida Otel, Zeus Altarının bulunduğu tepenin eteğinde konumlanmış. Bahçesinde yüzme havuzu ve cafesi bulunan, şık peyzajlı, temiz bir otel burası. Personel nazik, serpme kahvaltısı kaliteli. Otelin önünden denize girebilmek gibi bir avantajı olduğu gibi, Küçükkuyu merkeze yürüme mesafesinde, Adatepe Köyüne 10 dakikalık araç mesafesinde oluşu da cazip.

IMG_6204.jpga
Esida Otel

Bu civarda çok sevdiğim bir köy daha var. Adatepe köyü. Bu köye gitmek için Küçükkuyu’dan Kaz dağlarına tırmanıyorsunuz. Yaklaşık 3.5 km.sonra Adatepe’desiniz. Adatepe’ye girmeden hemen önce Zeus Altarı tabelası çıkacak önünüze. Arabanızı park ettikten sonra yürüyerek tepeye tırmanmanız gerekiyor. Zeus Altarı, eski Yunan kültürüne göre Tanrılara kurban sunmak amacıyla yapılmış bir sunak. Günümüzde o günlerden geriye kalan pek birşey kalmamış ancak çam ağaçlarının arasından görünen Edremit körfezi manzarası muhteşem.

img_9752a
Adatepe köyü

Adatepe köyünün ilk Türk yerleşimi Selçuklu zamanında başlamış. 19.yüzyılda Midilli’den gelen Rumların da yerleşmesi ile şimdiki halini almış. Yeni yüzyılla birlikte betonlaşma tehdidi altında kalınca 1989 yılında Sit alanı ilan edilmiş. Köy böylece özgün yapısını kaybetmemiş. Binalar taş işçiliğinin en güzel örneklerini sunuyor. Türk ve Rum evleri mimari özellikleri bakımından birbirinden ayrılıyor. 2000’li yıllarda  entellektüel kesimin köye yerleşmesi ile köyün çehresi değişmiş. Kullanılmayan köy okulu restore edilerek Adatepe Taş  Mektep haline getirildi. Yaz aylarında faaliyet gösteren bu kültür merkezi, konferans, seminer, atölye çalışmaları için kullanılıyor. Geçimini zeytincilik (ve şimdilerde turizm) ile sağlayan köyde güzel bir zeytinyağı müzesi var. Zeytinyağı yapımında kullanılan alet ve edevatlar sergileniyor bu küçük müzede. Köyde konaklama için güzel oteller var.Bunlardan bazıları Hünnaphan, Adatepe İda Blue ve Adatepe pansiyonları. Köyde yemek ve kahvaltı için bir de mekan tavsiye edeyim. Köy meydanında bulunan Dut Dibi Kahvesi bizi mest etti. Tazecik kabak çiçeği dolması, ılık zeytinyağlı yaprak sarması, el yapımı mantı, kıymalı gözleme ve çiğbörek çok çok lezzetliydi. Her iki konaklamamızda öğle yemeklerimizi bu şirin kahvede yedik.

Civarda adı geçen iki köy daha var. Biri Tahtakuşlar köyü. Bu köyde Tahtakuşlar Etnografya müzesi bulunuyor. Bu müze sahibi tarafından yıllar içinde toplanmış Türkmen kültürüne ilişkin pek çok obje barındırıyor. Müzede bir kütüphane ile kekik, zeytinyağı gibi yöresel ürünleri satın alabileceğiniz satış mağazası da var.

Tahtakuşlar köyünü geçip tepeye tırmanınca Çamlıbel Köyüne varıyorsunuz. Bu köy Tuncel Kurtiz’in köyü olarak ün yaptı. Zaten merhum Tuncel Kurtiz’in eşinin işlettiği Zeytinbağı isminde güzel bir butik otel de var köyde. Bu köyün Adatepe ve Yeşilyurt gibi özgün bir mimarisi yok ne yazık ki. Bu nedenle biraz hayal kırıklığına uğradık. Ancak manzarası ve doğası harika. Yolunuz bu köye düşerse Düşler Vadisi‘nde kahvaltı edebilir ya da Zeytinbağı Otelde Ege mezelerinden oluşan bir öğle yemeği yiyebilirsiniz.

Kazdağlarına en tepe noktasından hakim olmak, Ayvalık adalarını 1726 metre yükseklikten seyretmek, temiz havayı içinize çekmek ve eşşiz Kazdağı göknarını yerinde görmek isterseniz Kazdağı Milli Parkına gitmeniz yeterli. Park içine araç ile girilebiliyor. Giriş ücretli. Park içinde yürüyüş rotaları, doğal yaşamı gözlemleyebileceğiniz sulak alanlar var. Bu sebeple milli park, içinde bulunan piknik alanları ile piknikçileri olduğu kadar, trekking ve fotoğraf meraklılarını da cezbeden bir alan.

Park sınırları içinde yer alan Sütöven, Hasanboğuldu ve Pınarbaşı şelaleleri görülmesi gereken tabiat harikalarından. Şimdilerde herkes tarafından bilindikleri için haftasonu dumandan ve kalabalıktan geçilmiyor. Ben çocukken her kurban bayramında Akçay’da kalır ve piknik için ailece Pınarbaşı şelalesine giderdik. Buz gibi pınara bıraktığımız karpuzun soğuktan çatladığını hatırlarım.

Küçükkuyu’ya hayat veren Mıhlı çayının güzelleştirdiği Başdeğirmen mıntıkası, görülmesi gereken yerlerden. Mesire yeri olarak düzenlenen bu bölgeyi, bilhassa fotoğrafçılar için cazip kılan bir ayrıcalığı var. Mıntıkaya adını da veren Rumlardan kalma tarihi bir taş değirmen ile muhteşem güzellikteki taş köprü görülmeye değer. Bölgeye gitmek biraz zahmetli. Stabil yol bile denemeyecek bozuk bir yoldan araç ile ilerleyip, belli bir noktadan sonra yürüyerek devam ediyorsunuz. Yanımızda çocuklarımız da olduğu için, bazı yerlerde daracık bir duvarın üzerinden ilerlemek açıkçası bizi tedirgin etti. Etraf ne yazık ki çok bakımsız. Vatandaşımız hep yaptığı gibi, çöpünü bırakıp gitmiş. Bir iki derme çatma işletme var etrafta. Muhteşem güzellikteki değirmen bir dönem restore edilmiş ise de şimdilerde yeniden kaderine terkedilmiş. Halbuki restore edilse ve mıntıkaya ulaşım kolaylaştırılsa, turizme kazandırılacak değerli bir bölge. Roma döneminden kalma gösterişli kemerli köprü ise sanırım yakın zamanda elden geçirilmiş. Bakımlı görünüyor. Üzerine çıkılıyor lakin iki yanı uçurum. Fotoğraf aşkına biz sizin yerinize çıktık 🙂

IMG_6208.jpga
Başdeğirmen’de tarihi köprü

Mıhlı çayının akış yönüne doğru ilerlediğimizde çayın küçük şelaleler yaptığını gördük. Sabredip daha da ilerleseydik, yüzülebilecek derinlikte bir gölet ve gölete dökülen asıl şelaleyi görecektik ama 6 ve 12 yaşlarında iki çocukla bu kadarı oldu. Darısı üçüncü gezimize 🙂

Küçükkuyu’dan İzmir-Çanakkale yol ayrımına girmeden hemen önce yol kenarında Adatepe Zeytinyağı Müzesi bulunmakta. Türünün ilk örneği olan müzeye giriş ücretsiz. Tarihi sabunhane binasının restore edilerek, bir yandan kuru baskı zeytinyağı üretimi yapılırken, bir yandan da civar köylerden toplanan zeytin, zeytinyağı, sabun üretimine ilişkin araç gereçler sergileniyor. Bu bina hem fabrika hem de müze. Satış bölümünden zeytin, zeytinyağı, sabun, mutfak aksesuarları ve kitap satın alabilirsiniz.

img_9773-copya
Küçükkuyu liman

Küçükkuyu, yıllarca Assos’a giderken yol üstü güzergahı gibi görünmüştü gözüme. Bu kez belgeselde görüp merak ettiğim Küçükkuyu’ya hem gezmek hem de akşam yemeği için gittik. İyiki de gitmişiz. Küçükkuyu Ayvacık’a bağlı düzenli, temiz bir sahil kasabası. Bana çocukluğumun Akçay’ını anımsattı. Yazlık evlerin çoğunlukta olması sebebiyle yaz aylarında popülasyonu artıyor. Gittiğimiz Mayıs ayında Küçükkuyu sakin, ılık ve huzurluydu. Düzenleme yapılmış olan sahil şeridinde sıra sıra balık lokantaları, çay bahçeleri, dondurmacılar ve hediyelik eşyacılar var. Yer yer kum sahil şeridi de var. Deniz tertemiz. Limanda deniz fenerinin önünde iki balık lokantası var. Biri Yengeç Restaurant, diğeri de Alp Otel Restaurant. Yengeç Restaurant‘ın denizin hemen önündeki masalarından birine oturduk. Mezeler güzeldi. Hava esintisiz ve ılıktı. Geç saatlere kadar oturduğumuz restoranda, vaktin nasıl geçtiğini hiç anlamadık. Küçükkuyu’ya bir akşam yemeği için de olsa mutlaka uğrayın. Kalabalık yaz aylarını değil de, sakin huzurlu bahar aylarını tercih edin.

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s